Her şerde bir hayır vardır

Mektup -  İsmet Çiğit
Mektup - İsmet Çiğit

Bu sözün doğruluğunu pek çok kez bizzat yaşamışımdır. Bir kez daha yaşadım…

Siz okurlarıma pek çok kez yazdım, anlattım.  17 Haziran 2019 pazartesi günü sabahı, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir’in emri ve isteği üzerine, Recep tarafından Özgür Kocaeli gazetesinden kovuldum.

Bunu hak edecek hiçbir şey yapmamıştım. Hukuki haklarımı zorlasam, yüklü tazminat alırdım. Beş kuruş talep etmedim, ceketimi alıp çıktım…

Özgür Kocaeli benim hayatımdı. Çok uzun yıllar içinde çok fazla emeğim vardı. Bu şekilde işten çıkartılmak, bir anda sudan çıkmış balık durumuna gelmek ister istemez beni etkiledi.

Hem Tahir’e, hem Recep’e kinlendim. Ama şimdi dönüp baktığımda, Tahir ile Recep’in aslında benim hayatımı kurtardıklarını, ömrümü uzattıklarını görüyorum. Bu nedenle de kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

……………………………….

Ben, ÖZGÜR KOCAELİ’yi içinde bulunduğumuz şartlar nedeniyle zorunlu olarak sattıktan sonra da Haldız’lara hiç ihanet etmemiştim. Zaman zaman bazı konularda ters düştüğümüz, fikirlerine karşı çıktığım olmuştu. Ama hiç saygısızlık yapmadım, onların menfaatlerini hep göz önünde tutarak işimi yapmaya çalıştım.

Gazetede çalışırken kalp krizi geçirdim. Apar topar ameliyat oldum. Kalbimin bütün damarları değiştirildi. Hastane masrafları için bile beş kuruş Haldız’lardan talep etmedim. Kalbimin bütün damarları değiştirildikten iki hafta sonra gazetedeki işimin başına geri döndüm.

Tamam; kalp ameliyatının ardından eskisi gibi çok yoğun tempoda çalışmadım, yaptığım işlerin büyük bölümünü arkadaşlarıma devrettim. Ama, benim o gazetede bulunuyor olmam, yazıyor olmam, her zaman gazete için ve gazete sahipleri Haldız’lar için bir payeydi, bir prestijdi. Öyle Recep Efendi’nin dağdan inip, bağdakini kovar misali beni işten çıkartmasını hak etmediğimi düşündüm.

Benim ÖZGÜR KOCAELİ’den kovulduğum dönemlerde korana virüsü kimseler bilmiyordu. Ortalıkta çok virüs vardı da, korona yoktu. Çalışırken yerinde duran bir müdür de hiç olmadım. Günde belki 20-30 kez binadaki asansörle iner çıkar, gazeteye gelen herkesle görüşür ya yazı işlerinde, ya spor servisinde, ya teknik serviste sürekli çalışan arkadaşlarımla yakın temas halinde bulunurdum.

Geçen hafta gazetede hala çalışan arkadaşlarımın önemli bölümünün testi pozitif çıktı. Koronaya yakalanmışlar. Şükürler olsun, hepsinin sağlık durumu iyi. Hafif atlatıyorlar. Yakında işlerinin başına dönecekler.

Ama ben Recep Efendi tarafından Tahir Efendi’nin emriyle o gazeteden kovulmamış olsam, kesinlikle virüsü ilk kapan kişi olurdum. Üstelik, tam risk grubunda biriyim. Koronayı bir kere kapsam, eminim bir daha ayağa kalkamaz, Bağçeşme’deki hazır bekleyen yerime, toprağın altına girmiş olurdum.

Bu nedenle şimdi dönüp baktığımda, bugün hala yaşıyor olmamı Recep Efendi ile Tahir Efendi’ye borçlu olduğumu düşünüyorum.

Onların sayesinde Güngör’le bir araya geldim. Güngör, özünde çok iyi, insaflı ve duygusal bir insan. Bazı kötü huyları olabilir. Ama en azından mikrop değil ve bulaşıcı değil.

Tahir ile Recep sayesinde hayatım değişti. Özgürlüğüme kavuştum. Hayatımın belki de en mutlu, en rahat, en renkli bir buçuk yılını geçiriyorum. İstediğim her şeyi yazıyorum, kimseler karışamıyor. Bunları da Tahir ile Recep’e borçluyum.

Ama öncelikle virüsün kol gezdiği gazeteden uzak kaldığım, korona olmadığım için, hayatımı bu ikiliye borçlu olduğumu biliyorum.

Evet, onlara minnettarım. Ama, onlara olan kinim; öfkem de geçmiş değildir. Ben bu kentte yaşadığım, nefes aldığım sürece, iki elim onların yakasında olacaktır.

Birinin çok büyük siyasi gücü, diğerinin çok büyük serveti varlığı olabilir. Benim onlara öfkem var. Tamam, belki hayatımı onlara borçluyum ama, benim onlardan çok fazla alacağım var. Kafam çalıştığı, gözüm gördüğü, elim bilgisayar klavyesine yettiği sürece bu hesabı sormak, bu manevi alacağımı  tahsil etmek  adına elimden geleni ardıma koymayacağımı bilmelerini isterim. Belki çok fazla bir şey yapamam. Onların yargısı var, parası var, gücü var. Ama en azından kafalarının içinde her zaman bir “İsmet Çiğit korkusu” yaşamalarına neden olacağım.

Benim düşmanlığım da böylesine açıktır. Bilmelerini istedim.

Kafasını şişirdiğim bütün okurlarımdan özür diler, bu kritik dönemde sağlık, mutluluk ve bereketler  temenni ederim.

- Kocaeli Ses Gazetesi, Mektup - İsmet Çiğit tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/5857573/mektup-ismet-cigit/her-serde-bir-hayir-vardir