Esnaf lokantasında öğlen yemeğini özledim

İsmet Çiğit
İsmet Çiğit

Yarım asra yaklaşan çalışma hayatım boyunca öğlen yemeklerimi hep dışarıda, İzmit’te, esnaf lokantalarında yemişimdir.

Sabahları çok erken kalkıp, iş başı yaptığım için olsa gerek, öğlen yemeği için saat 11.30’da kendime mola verir, haftanın hemen her günü farklı bir esnaf lokantasına giderdim.

Geçmişte Adem Baba vardı, Yusuf Usta vardı.

Bir dönem, Alemdar Lokantası vardı, talaş böreğini mükemmel yapardı. Sonra uzun yıllar birinci tercihim hep sevgili Faruk Emil’in işlettiği, Sarı Kardeşlerin arı gibi çalıştığı Saray Lokantası olmuştu.

Bunlar tarihe karıştılar. Ama hala İzmit’te çok önemli esnaf lokantaları, öğlen yemeği lokantaları var.

Mesela bu kente özgü köftecilerimiz var; Kapanönü’nde Behçet Amca’nın, İnönü Caddesi’nde Köfteci İlhan’ın, Bekirdere’de Köfteci Selman’ın dükkanlarında çok keyifli ve lezzetli öğlen yemeği yiyebilirsiniz.

Esnaf Lokantası deyince, İzmit’te benim aklıma ilk gelen yer, İnegöl Lokantası’dır. Filiz Kardeşler, rahmetli babalarının Fethiye Caddesi Dar Sokak’ta kurduğu salaş köfte lokantasını, Hürriyet Caddesi’ne, eskiden Dayıcım’la sabahın köründe oturup, çok kızarmış yengen yediğimiz mekanın yanına taşıdılar.

Aç karnınızla İnegöl Köftecisi lokantasına girip, tezgahının başına dikildiğinizde ne yiyeceğini şaşırırsınız. Her gün mutlaka birkaç çeşit sebze, birkaç çeşit et ve en az bir çeşit tavuk yemeği bulursunuz. Aşağıda siparişinizi verip, yukarıdaki masanıza oturursunuz. Yeniden açıldığında bir gün, yoğurtlu kabak dolması yemenizi tavsiye ederim.

Sonra, sevgili dost Mustafa’nın işlettiği Çınar Lokantası. Yine tezgahını seyrederken ne isteyeceğinizi şaşırır, sonra bir Aşçı Tabağı yaptırırsınız. “İki parça yaprak sarma, bir kaşık el basan, iki kaşık peynirli makarna, çok açsanız, yanlarına da iki tek ekşili köfte…" 

Kardeşimden öte dostum sevgili Ahmet Küçükörs’ün uzun yıllar İşletme Müdürlüğü’nü yaptığı MEG Yemek de çok çeşitli sebze ve et yemekleri ile dostunuzu alıp götürebileceğiniz önemli bir yerdir. Eskiden, Pazar sabahları işe gitmeden önce açık büfe kahvaltı için MEG’e giderdim. Küçükörs’ten torpilli olduğumu bildikleri için, kasadaki cici kızlar dolu tabağıma bakıp, “Sen 20 TL ver yeter abi” derlerdi.

Kapanönü bir başkadır benim için. Şimdilerde Barkın Atakan’ın işlettiği Kebapçı Memduh’da İsmail ve  İlhan ustaların özenle hazırladığı yağlı-soslu döneri yerken, az ötedeki boyacı Co ile sohbetin tadı unutulur mu?

Ben Memduh’da dönerimi yerken, aynı çarşının esnafı değerli dost Kasap Osman (Kuyu), mutlaka tezgahından bir parça böbrek gönderir, dönerin yanında mangalda pişirilmiş böbrek de ikram edilirdi.

Bulaşıkçılıkla başladığı mesleğinde tırnakları ile kazıyarak zirveye ulaşan değerli dost Yaşar Bayan’ın sahibi olduğu Bursa Kebapçısı’na da çok aç olduğum ve canım çok İskender çektiğinde (en az ayda bir kez) mutlaka uğrardım. Hem mekanın sahibi Yaşar Bayan’dan, hem mekanın işletme müdürü Mehmet Sümer’den, hem de o nefis İskender Kebabı’nı elleriyle hazırlayan ustadan torpilli olduğum için bana “Bol etli, az pideli, bir kaşık kesme yoğurtlu” özel tabak hazırlarlardı.

Genellikle kış günlerinin sabahında envayi çeşit çorbalarından biri ile içimi ısıtmak için uğradığım, Akçacami Caddesi üzerindeki Çorbacı Ertan lokantasında da müthiş iştah kabartan bir yemek tezgahı bulunurdu.

Ya Kuru fasulyeci Ziya… Hürriyet Caddesini İstiklal Caddesi’ne bağlayan Osmanbey Geçiti üzerindeki Ziya Lokantası’nda hep aynı siparişi verirdim: Az kuru, az pilav, mevsim yazsa çilek hoşafı, kışsa cacık. Öğlen vakti canım kebap çektiyse, mutlaka Cengiz Topel Caddesi’ndeki Aslar Kebap’ın yolunu tutardım.

Bir dönem, İkizliçeşme yolu üzerinde dükkan açan Dönerci Mehmet Usta’ya çok sık takıldım. Tezgahında fazla çeşit olmazdı ama, her yemeği lezzetliydi. Her Cuma günü de mutlaka helva kavurur, bütün müşterilerine ücretsiz ikram ederdi.

Gölcük’te sevgili dünürüm Şener Şahin’in Medar Hastanesi yanındaki Akçaabat Köftecisi dükkanındaki köfte, kavurma ve pilav;  Uzunçiftlik’te Sümela’nın kuşbaşılı pidesi, Derince’de sevgili Uğur Uludağ’ın tanıştırdığı, hemşerisi (Erzincanlı) ustanın döneri, zaman zaman tercih ettiğim yemekler olurdu.

Daha kim bilir ne çok unuttuğum mekan vardır. Gazete ilk kez Feridun Özbay Caddesi’nde kurulmuştu. Orada çalışırken, Türkyolu Bizimşehir’in önünden İstiklal Caddesi’ne iner, cadde üzerinde birbirine çok yakın konumda bulunan Gönenç Lokantası’nda veya Erkan Lokantası’nda öğlen yemeği yerdim. Bunlar da çok başarılı esnaf lokantalarıdır…

Biz İzmitli’yiz sevgili dostlar. Bu kentte hangi mevsim sabah nerede çorba içilir, öğlen nerede lezzetli yemek yenir, akşam nerede dostlar meclisinde kadeh kaldırılır, hepsini biliriz.

Batı Trakya’nın böreğini ben 1960’lı yıllarda, daha Kalaycılar Çarşısı’ndaki ilk dükkanından beri bilirim.

Her gün farklı bir yerde, her gün elinin lezzetini çok iyi bildiğim farklı bir ustanın elinden çıkan yemeklerle kendimi şımartırdım.

Artık çok eskilerde kalan Kel Nizam’ın lokantalarına falan girmiyorum. Kenarda köşede ne kadar esnaf lokantası varsa, hemen hepsinde yemek yemişliğim vardır.

Neredeyse bir yıl oldu be sevgili dostlar. Hepsi kapalı. Bunların sahipleri ne yapar, bu mekanlarda çalışanlar ne yapar; ne yer, ne içerler…

Ben; telefonla veya internet üzerinden sipariş edilen, işyerine gelen Amerikan Hamburgeri’ne, cicili biçili kutalar içindeki pizzalara alışamadım be dostlar.

Şu Korona’dan bir an önce kurtulmayı,  şehrimizin esnaf lokantalarına yeniden kavuşmayı özlemle bekliyorum.

- Kocaeli Ses Gazetesi, İsmet Çiğit tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/6378255/ismet-cigit/esnaf-lokantasinda-oglen-yemegini-ozledim