Sezon biterken ilk Lüfer’i yedim

İsmet Çiğit
İsmet Çiğit

Malum, eylül ayı başında başlayan balık sezonu, 15 Nisan’da bitiyor.

Her yıl balık sezonunda bu kentte en çok balık tüketen kişilerden biri olduğuma inandığım ben, bu sezon balığa doyamadım. Sezon başında palamut yetirince çıkmadı. Son günlerde hamsinin kilosu bile 80 TL’ye yükseldi.

Hele Lüfer, güzel yüzünü bu sezon hiç göstermedi.

Aslında balıkçılık sektörü, bu işten ekmek yiyenler her av sezonunda kendi kafalarına sıkıyorlar. Çinakop, hatta sarıkanat avının bile yasaklanması lazım. Çok donanımlı profesyonel tekneler, denizdeki balığı cinsini, büyüklüğünü görerek, bilerek avlıyorlar. Kasalar dolusu çinakop, hatta onun da ufağı alan yaprak tutulup, pazara getirildiğinden, balık büyüyemiyor, lüfer olamıyor. Hem bu en lezzetli balık türünden mahrum kalıyor, hem denizlerin dengesini bozup, gelecek nesillere büyük zarar veriyoruz.

…………………

Neredeyse sezon biterken, geçen hafta Perşembe günü nihayet ilk kez bir Lüfer yedim. Sevgili dostlar Tuğrul, Sedat ile oğlum Can, perşembe günü sabahtan bir iş için Kandıra’ya gittiler. Orada Kefken, Kerpe, Bağırganlı, Babalı dolaştılar. Bu sezon neredeyse hiç çıkmayan Lüfer’in izini sürmüşler. Nihayet tanıdıkları bir dost balıkçıda, birkaç hafta önce tutulmuş, derin dondurucuda korunmuş 6 tane Lüfer bulmuşlar.

6 tane, neredeyse kofana büyüklüğüne erişmiş gerçek lüfer ile öğlen saatlerinde İzmit’e döndüler. Tabii, aklımıza gelen ilk adres, artık çok yakın dost hissettiğimiz Geçit Restaurant, Muharrem-Sezgin Ustalar ile Tayfun oldu. Elimizde balıklarla çaldık Muharrem Usta’nın kapısını, “Bu Lüfer’leri bizim için ızgarada pişirir misin, rakının parasını öderiz” dedik.

Gönlü geniş Muharrem Usta hemen kabul etti. Bizim Geçit Restaurant’ın tencere yemekleri, et yemekleri, ızgaraları, mezeleri mükemmeldir de, bana göre bizim kentimizde (belki Çoşkun hariç) balığı en iyi ve kıvamında pişiren usta da Muharrem Usta’dır.

Biz Geçit’te her zamanki köşemize oturduk. Muharrem Usta balıkları temizleyip, mangala koyarken, Tayfun masamıza rakıyı, fasulye pilakisini, zeytinyağlı enginarı getirdi.

Masada Tuğdur. Sedat, Can, Ben ve hepimizin dayısı, ağabeyi Yusuf Öztürk var. 5 tane tam kıvamında pişmiş Lüfer’lerimiz geldi. 6 ncı lüferi Tayfun’a bıraktık.

Yağmurlu, kasvetli perşembe günü havasında Geçit’in penceresinden D-100’deki trafik karmaşasını izlerken, tadına doyum olmayan Lüfer’lerimizi hakkını vererek yedik.

Masada Yusuf Dayı bir söz verdi. Balık sezonunun kapanışını önümüzdeki hafta Marina’daki teknelerden birinde, ızgara hamsi ile yapacak, Yusuf Dayı’nın misafiri olacağız.

…………..

Bu balık sezonunda da, çok gecikmeli de olsa Lüfer yemenin keyfiyle Geçit’ten çıktık. Üzerimizde çok göz var, nazar var.  Arabaya binmek için yürürken, taş zeminde ayağım kaydı, dengem bozuldu. İki sene önce bu vakitler, bir yakınımın cenazesi için gittiğim cami avlusunda ayağım takılmış, düşmüş ve omuzumu kırmıştım.

Bu kez, Geçit’ten çıkışta düştüm. Yazık ki böyle dengesizliklerim var. Düşerken havada kendimi kontrol ettim. Bir gün önce Güngör cezaevinden telefon hakkını kullanmış, gazeteyi aramıştı. Hepimizle tek tek konuşurken, bana  “Abi senden bir tek ricam var. Ben buradan çıkana kadar kendine çok dikkat et, lütfen ölme” demişti.

Geçit’in önünde taş zemine serilmek üzereyken, aklımdan Güngör’ün bu lafları geçti. Ama sırt üstü yere düşmemi engelleyemedim. Başımı da taşa vurmuşum, yarıldı, bir hayli kanadı. Yani; bu sezonun ilk ve son lüferi, bana bir hayli pahalıya mal oldu.

“Hastaneye gidelim” dediler, gerekmediğini söyledim. Başımdan akan kanı peçeteleri tampon yaparak durdurdum, eve geldim. Tabii, evde de  o halim görününce bir hayli laf işittim. Eşim, “Sen artık balık da yeme, rakı da içme” diye bağırıyordu.

Zaten önümüz balık yasağı mevsimi, ayrıca Ramazan. Yani uzun süre rakı-balık istesem de yok. Ama önümüzdeki hafta Yusuf Dayı sözünü tutar da istediğim hamsi partisini yaparsa, sezonu tam kapatma imkanı bulacağım. Marina’da hamsi ziyafetinin ardından da iskeleden denize uçarsam, şaşırmayın. Çünkü, arkamdan çok fazla beddua eden var..

Ama Güngör’e de söz verdim. O içeriden çıkana kadar yaşayacağım. Haftaya Pazar, hamsi ziyafeti yazısında buluşmak umuduyla, iyi pazarlar dilerim.

- Kocaeli Ses Gazetesi, İsmet Çiğit tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/6889799/ismet-cigit/sezon-biterken-ilk-luferi-yedim