Bu ülkede en kolay ve en karlı iş: Sendikacılık

İsmet Çiğit
İsmet Çiğit

İşsizliğin kol gezdiği, üniversite bitirmiş gençlerin bile iş bulamadığı ülkemizde bir iş kolu var ki dünyanın en rahat ve en karlı işi.

Çocuklarınızı doktor, mühendis, avukat falan yapmak için ya da futbolcu, basketbolcu, güreşçi, boksör falan yapmak için hiç uğraşıp, para harcamayın. Eğrisi doğrusuna denk gelir de bir işe kapak atarsa, mutlaka sendikacı olmasını tavsiye edin ve bunun için zorlayın.

Ama işçi sendikası ama memur sendikası, fark etmez. Önce işyerinde temsilci olsun. Sonra delege, şube yöneticisi, şube başkanı falan. Biraz kendisini göstersin, birkaç yıl şöyle çok yoğun çalışıyor, sendika üyelerinin haklarını koruyormuş gibi davransın.

Üyesi olduğu memur veya işçi sendikasında genel merkez yönetimine kapağı atarsa, hem kendisinin hem yedi sülalesinin geleceği kurtuldu demektir.

…………………….

Son somut örneği, memurların ve memur emeklilerinin toplu sözleşme pazarlığında yaşadık, gördük. Malum, hem işçi sendikaları hem memur sendikaları içinde sırtını iktidara dayayanlar, üyelerinin haklarını korumak yerine, iktidara yaranmanın peşinde koşanlar var.

4 milyonu faal, 2 milyonu emekli 6 milyon memur adına hükümetle pazarlığa oturan Memur Sen, masaya gelirken atıp, tuttu. Bütün üyeleri için önce 600’er TL seyyanen zam, üstüne 2022 yılı için yüzde 21, 2023 yılı için yüzde 17 zam talep etti.

Hükümet geldi, bu teklife çok komik bir teklifle karşılık verdi.

Memur Sen sözde ayağa kalktı. Ankara’da bir eylem falan da yaptılar. Eline geçen üç kuruş maaşla geçinemeyen bir grup garip memur meydanlara çıktı, bağırdı. Ama sendika hep iktidara, hükümete, AKP’ye yağ çekmeyi tercih etti.

Hükümet, önceki gün son teklifini verdi.  Sendikanın taleplerinin yarısı bile karşılanmıyordu.

Ama Memur Sen, hemen boynunu büktü, imzayı attı. Bir kez daha 6 milyon üyesini tabir yerindeyse sattı.

………………

Denilebir ki, Memur Sen ne yapsın? Bu teklifi kabul etmese, sözleşme YHK’ya gidecek, oradan da aynı oranlar çıkacak. Doğrudur. Ama olsun. Sen biraz diren. Sen biraz kafa tut. Sen biraz üyenin, seni besleyen insanların haklarına sahip çık.

Yok, hiçbirini yapmıyorlar. Zaten ülkede toplu pazarlık sistemi tamamen göstermelik. Sendikaların ağaları para içinde lüks içinde yüzüyorlar. Garibim çalışanlar avuç dolusu aidat ödüyorlar. Ama çalışanların haklarını savunan, sesini çıkartan bir sendikacı yok.

Bakın Lastik-İş’e, Hizmet-İş’e, öbür işçi sendikalarına. Önlerine ne konulursa kabul ediyor, boyun eğiyorlar.

Sonra da üyeleri sürünürken, sendika ağaları krallar gibi yaşıyorlar.

Hele emekli olduklarında inanılmaz ikramiyeleri ceplerine koyuyorlar.

Türkiye’deki sistemde grev yasakları, uzlaşılamayan sözleşme pazarlıklarının YHK’ya gönderilmesi zorunluluğu, hepsi işverenler ve devlete olduğu kadar, sendika ağalarının da işine yaradı. Sendikalar, hiç direnmeden, hiç mücadele etmeden önlerine konulanın altına imzayı basıveriyorlar.

Son memur sözleşmesi tam bir fiyaskodur.  Ülkede enflasyon ortada. Ama rahmetli Özal’ın dediği gibi; “Benim memurum işini bilir” mantığıyla düzen sürdürülüyor.

……………….

Son memur sözleşmesinde ortaya çıkan tablo, AKP’nin, Cumhurbaşkanı’nın hiç erken seçim falan düşünmediğini de açıkça ortaya koymuştur. Aslında ülkemizdeki çok zor şartlar altında yaşayan işsizler, emekliler, esnaflar, bütün dar gelirliler, memur zammının düşük tutulmasını alkışlıyorlar.

Ama ülkemizde memurlar, geçen sözleşme döneminde de sendikaları tarafından açıkça satılmıştı. Şimdi bir kez daha göz göre göre, adeta alay edilircesine bir kez daha satıldılar. Sendika ağaları, bakanların yanında poz verdiler. Kendilerini önemli adamlarmış gibi gösterdiler. Sonra üyeleri için talep ettikleri, üyelerini umutlandıran rakamların üçte birine paşa paşa imzayı attılar.

Neymiş, hükümet 3600 gösterge sorununun çözümü için çaba harcayacakmış. Bu masalı yıllardır dinliyoruz. Devlet kadrolarında yok pahasına çalıştırılan sözleşmeli personel için  yine bir iyileşme yok.

Memurlar ve memur emeklileri bir sözleşme döneminde daha açıkça kaybettiler. Yaşam standartları biraz daha geriye gitti.

Şimdi sendika ağaları iki yıl yan gelip yatacaklar. Bol sıfırlı maaşları ceplerine koyacak, bir elleri yağda, bir elleri balda yaşamı sürdürecekler.

Yazık bu millete gerçekten çok yazık… Filler tepişiyor, çimenler eziliyor.

Kimse Türkiye’de işçilerin ve memurların toplu sözleşme hakkının olduğunu, üstelik bu hakkın Anayasa’dan geldiğini falan söylemesin.

Herkes evladını, hükümetlere veya işverenlere yakın, hükümetlerin her dediğini kabul eden bir sendikada yönetici yapmak için elinden gelen çabayı göstersin.

Türkiye’de en güzel, en rahat iş, kesinlikle sendikacılıktır. Zaten bu nedenle sürekli yeni işçi ve memur sendikası kuruluyor,  herkes biran önce köşeyi dönmenin hesabını yapıyor.

- Kocaeli Ses Gazetesi, İsmet Çiğit tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/7653006/ismet-cigit/bu-ulkede-en-kolay-ve-en-karli-is-sendikacilik