Lay lay lom bir yazı

İsmet Çiğit
İsmet Çiğit

“Hep kötümser yazıyorsun”, “Her şeye kötü gözle bakıyorsun”, “Hep bardağın boş bölümünü görüyorsun” falan diyorlar,  ruh halimin bozulduğunu söylüyorlar ya,  işte size bugün bir  “lay lay lom” yazı yazıyorum.

Aslında keyifli adamımdır. Yemesini, içmesini, gezmesini seven, en lezzetli yiyeceklerin nerede olduğunu bilen, hangi yemekle ne içileceğini bilen bir adamım.

Ama ülkemin ve şehrimin hali o kadar kötü ki. Çevremde sefalet, yoksulluk, haksızlık o kadar fazla ki… Sanki yaşama sevincimi yitirdim.

…………………….

Geçen gün gazetede oturuyoruz. Yazılarımı yazmışım, işim hafiflemiş. Artık kardeşim gibi kabul ettiğim Tuğrul, kaşındı.  “Abi gel seninle bir tavla atalım” dedi. Son zamanlarda kimle tavla oynasam kaybediyorum.

Güngör, Sedat, Başar defalarca beni yendiler. Artık tavladan soğumuş haldeyim. Ama Tuğrul’u kıramadım.

Açtık tavlayı, dizdik pulları.  Tuğrul, “Nesine oynuyoruz” dedi. Vakit öğlen oluyor, karnım acıkmaya başlamış, “Birer lahmacununa olsun” dedim.

Yendim. Aylar sonra bir tavla maçında rakibimi yendim.

Tuğrul’dan lahmacun alacaklıyım.

Ben, “Zenka’ya gidelim” dedim. Tuğrul  “Aslar yapalım” dedi. Birer lahmacun için Zenka ile Aslar arasında sıkışıp kalmışken, Tuğrul “Abi gel seni farklı bir yere götüreyim”  teklifini ortaya attı.

Bindik arabaya, çıktık D-100’e… Nasıl olup da bu şehrin göbeğinden transit geçip gittiğini bir türlü anlayamadığım Ciner’in soda tankerleri, Büyükşehir’in sarı damperli hafriyat kamyonları arasından gidiyoruz. Tuğrul, “Seni Tütünçiftlik’e götürüyorum” dedi.

Hava pırıl pırıl. Keyfim yerinde. Karnım acıkmış ama öğlen yemeğini bileğimin hakkıyla tavlayı kazanıp, beleşe getirmişim. Tuğrul arabayı kullanıyor, ben etrafı gözlüyorum.

Bazı okurlarım belki bana kızıyor, bazen abarttığımı falan düşünüyor ama; şu İzmit’in pespayeliğini anlatan o kadar çok örnek var ki. Yol boyunca, D-100 karayolu kenarında İzmit’in göbeğindeki bilboardlar bile yırtık pırtık. Hiçbir büyükşehirde bilboardlar bizdeki kadar düzensin, yırtık, boş olamaz. Ama İzmit’te Büyükşehir Belediyesi, bilboardlara bile  bakmıyor.

Yenidoğan’ı geçtik, gidiyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nin inşaatını başlatıp eline yüzüne bulaştırdığı taramvay yolu büyüme alanından geçiyoruz. D-100’ün yönünü değiştirmişler. Geçerken belki benzinliğe uğrayıp, Apo’ya (Alparslan Seymen) selam verirdik ama, artık Apo’nun benzinliğine yol yok.

Otoyol girişi ile D-100’ün devamı birbirine karışmış. Efe Tur yazıhanesinin de önü kapanmış. Buz sarayı pespaye perişan, çok anılarımızın olduğu İsmetpaşa Stadı yıkılmış, şantiye görünümünde.

Fenerbahçe kadın basketbol takımının sponsoru Safiport Derince Limanı girişine geldik. 20 yıldır, bu liman ile otoyol arasındaki bağlantı yolunu konuşuruz bu kentte. Hala yapılmadı. Derince Limanı giriş kavşağında TIR’lar, kamyonlar yığılı.

D-100 karayolu üzerinde dakikalarca beklemeniz gerekiyor.

Sanırım çok uzun süre oldu. Derince’den geçmemişim.  En azından karayolu güzergahında Derince’yi  derli toplu gördüm. Tütünçiftlik’e geldik.

Yeniyalı Mahallesi’nde ara sokaklara girdi Tuğrul. Tabii, buralarda da araba park yeri sorunu var. Görüntüsü salaş denilebilecek bir dükkanın önünde durduk. “Gel abi“ dedi Tuğrul. “Sana lahmacun’un kralını yedireceğim”.

…………………

Geldiğimiz dükkan, Narin Kebap Salonu’ymuş. Sahibi Diyarbakırlı Kenan Usta. Birkaç yıl önce İzmit’te Şahabettin Bilgisu Caddesi üzerinde işadamı Ahmet Tandoğan’ın açtığı lokantanın da ustasıymış. Döneri, lahmacunu çok güzeldi, sık giderdim.

İkişer tane gevrek lahmacun söyledik. Acı biberler közlenmiş getirildi. Bol nar ekşili, çok taze bir salata da geldi. Bu arada Güngör aradı; “Neredesiniz“ diye soruyor. Söyledik yerimizi. 5 dakika sonra Güngör’de geldi.

Kendimize bir lahmacun ziyafeti çektik ki, anlatamam.  Lahmacun sevenlere, Tütünçiftlik Yeniyalı Mahallesi’nde Diyarbakırlı Kenan Ustanın Narin Kebap Salonunu tavsiye ederim.

İkişer lahmacun kesti. Üstüne birer tane de tavşankanı çay, İzmit’e dönüyoruz. Yine Safiport girişinde kamyonların, TIR’ların arasındayız. Yine bitmeyecek tramvayolu inşaatı güzergahında sıkıntıdayız. Yine İzmit gibi bir kentte, günde onbinlerce araç, yüzbinlerce insanın geçtiği güzergahta, yırtık dökük billboardların önünden geçiyoruz.

Ama dışarı çıkmak, dolaşmak,  çok keyifli bir lahmacun ziyafeti bana çok iyi geldi.

İlimizin Derince- Körfez bölgeleri çok hızlı gelişiyor. Çok kalabalık hale geliyor. Şimdi, Şehir Hastanesi yapılınca İzmit’teki Kocaeli Devlet, Seka Devlet Hastaneleri gibi Derince Araştırma Hastanesi de küçülecek, kapanacak.

Ne yapacak bu bölgenin insanları. Siz Tütünçiftlik’den Şehir Hastanesi’ne tramvay yaptınız da benim mi haberim yok. Bölge yakında hastanesiz de kalacak. Ne acıdır, bu kente yapılan büyük ihanetler karşısında kimsenin, özellikle yerel muhalefetin hiç sesi çıkmıyor.

………….

Yine dayanamadım, sağa sola saldırdım ama sanırım daha çok “Lay Lay Lom” bir yazı yazmayı başardım. Bu yazıyı okurken,  size mis gibi gevrek bir Diyarbakır lahmacunu tadını hatırlatabildiysem, ne mutlu bana.

- Kocaeli Ses Gazetesi, İsmet Çiğit tarafından kaleme alındı
https://www.seskocaeli.com/makale/8012874/ismet-cigit/lay-lay-lom-bir-yazi